HABER: ESRA TOKAT - KADİR DEVİR 

(ANKARA) - Eski HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da yargılandığı Kobani Davası'nda bugün karar duruşması görülüyor. Mahkeme, erteleme talebini reddederken, sanıkların son sözleri alındı.

HDP'nin eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş veFigen Yüksekdağ'ın yanı sıra HDP MYK üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 18'i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobani Davası'nın Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldüğü 83’üncü duruşmasında başladı. Daha önceki duruşmalara SEGBİS üzerinden bağlanan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Gültan Kışanak karar duruşmasına katılmadı. Duruşmada avukat Özgür Faik Erol'un duruşmanın ertelenmesi talebini Mahkeme, reddetti.

''ADİL YARGILANMA HAKKININ AĞIR ŞEKİLDE İHLALİNİ YAŞADIK''

Duruşmada sanıklar adına savunma yapan avukat Sevda Çelik Özbingöl, şunları söyledi:

''Yargılamanın en başından beri ceza yargılaması ilke ve mevzuatını yok sayan, savunma hakkı ve  adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği, ve çelişmeli yargılanma ilkeleri de dahil olmak  tüm ceza yargılaması ilkeleri açıkça ihlal edilmiş ve devamla edilmektedir. Müvekkiller ve müdafileri olarak aşamalardaki tüm itirazlarımız, taleplerimiz ve izahatlarımıza rağmen kül halinde açıkça istikrarlı redci bir tutumla mahkemenizce tüm aşamalarda ret edildi. Duruşma periyotları ve celse süreleri, yargılananlar ve müdafilerinin savunmalarına dahi süre sınırlaması getirerek yargılamanın en başından itibaren adil yargılanma hakkını ağır şekilde ihlal etti mahkemeniz.  Teoride bir hukuk devletinde maddi gerçeğe ancak adil bir yargılama ile ulaşılabilir. Hazırlık aşaması da Ankara merkezli bir organizasyonla oluşturulmuş mahkemenizde bu dosyada etkili bir savunmayı engelleyecek şekilde yargılama yürütülmüştür. Yargılama devam ederken mahkeme başkanı Bahtiyar Çolak’ın yasadışı örgüt üyesi olduğu, yargıya talimat veren siyasetçilerle bağları dosyaya yansıdı. Tanıklar, savunma avukatlarının olmadığı bir gizlilik ile dinlenmiştir. Aysel Tuğluk’un hastalığına rağmen savunması zorla alınmaya çalışılmıştır. Ali Ürküt kanser olmasına rağmen tahliye edilmemiştir. Hukuki öncelikler dışında insani öncelikler de mahkemeniz tarafından yok sayılmıştır. AİHM kararları mahkemenizce dikkate alınmamış ve bu da tarihte kanunun yok sayıldığı bir utanç dosyası olarak yerini almak üzere yol ilerlemektedir.''

Avukat Özbingöl, dosyadaki tutuklu sanık Sebahat Tuncel, Zeynep Karaman, Zeynep Ölbeci, Aynur Aşan, Ayşe Yağcı, Ayla Akat Ata, Dilek Yağlı, Pervin Oduncu, Meryem Adıbelli ve Gültan Kışanak'ın duruşmada okunmasını istediği açıklamalarını okudu. Söz konusu açıklamada şu görüşler ileri sürüldü:

''Demokratik hukuk düzeninde yeri olmayan ve özel bir hukuk uygulanan İmralı F tipi Cezaevinde Sayın Abdullah Öcalan ve arkadaşlarının tüm anayasal ve yasal hakları gasp edilmiş, mutlak tecrit ve izolasyon politikası sistematik bir uygulama haline gelmiştir. Bu uygulamanın hem hukuki hem de ahlaki tanımı işkencedir. Bu işkence sistemine karşı bu güne kadar Kürt siyasi hareketi ve Kürt Halkının dostlarının hukukçuların itirazları görmezden gelinmiştir. İmralı Cezaevinde ki bu bu işkence sistemi sadece hak ve özgürlüklerin gaspı anlamına gelmemekte, aynı zamanda Kürt sorununun çözümsüz bırakılmasına, çatışma zemininde tutulmasına, Türkiye’de demokrasi ve barışın, eşit ve özgür yurttaşlık temelinde bir arada yaşamı engellemektedir. İmralı’da sayın Öcalan şahsında uygulanan tecrit aynı zamanda barışın, toplumsal barış ve demokrasinin tecrit edilmesidir. Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesi demokratik hukuk düzeninin sağlanması yolu İmralı Ada cezaevindeki mutlak tecrit ve izolasyona son verilmesidir. Kürt Halk Önderi sayın Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması için bu gün mahkemenizde görülecek olan 2021/6 esas nolu duruşmasına katılmayacağım.

Yargılaması mahkemenizde halihazırda devam eden, halkın yaptığı adlandırma ile Kobane kumpas davası iş bu dava da tecritin toplumun her alanına yaygınlaştırılarak büyütüldüğü ülkemiz siyasi sürecinden ayrı olmayıp, aynı akıldan bağımsız yürütülmeyen ve demokratik siyaseti hedef alan bir yargılama pratiğine dönüşmüştür.Ancak artık dosyamızda tüm yaşanan süreçlere rağmen, ülkemizin demokratik geleceği, kamuoyu vicdanı ve dosyanın gerçek mahiyetine uygun tüm siyasi baskı ve etkiden azade yargının, tarafsız ve bağımsız yargının söz kurması vakti geldiğini düşünüyoruz. Bu temelde tüm tutuklu siyasetçilerin hüküm kurulsa da kurulmasa da derhal salıverilmesi gerekmektedir.''

''HÜKÜM KURULMAMALIDIR''

Avukat Özgür Faik Erol, ''Dosyaya halen yeni belgeler girmektedir. Bu yüzden bu aşamda hüküm kurulmamalıdır. Tutukluluk incelemesi yapılmalı ve tüm müvekkillerimiz serbest bırakılmalıdır. Fetövari gizli tanık olayını çok tartıştık. İddianamede gizli tanık beyanları dışında bir şey yok. TEM’in 2018’de dosyada unuttuğu bilgi notu bu dosyadaki kanıtlardan biridir. Bu bilgi notunda isnatları genişletilirse bu milletvekillerin tümüne yönelik yakalama kararı alabilir' diyor. ‘6-8 Ekim olaylarından ötürü dava bu sebeple açılırsa HDP MYK şiddetin merkezine yerleştirilirse, parti kapatma sonucunun hukuken değerlendirilecektir’ deniyor. Burada bir girişim var değil mi? Bu girişimi nasıl değerlendirelim, adını ne koyalım? İçişleri Bakanının diliyle mi konuşalım?” dedi ve savunmasını şöyle sonlandırdı:

''Bütün bunlar bir siyasi partini hukuk eliyle siyaseten katledilmesidir. Böylesi bir yargılama hakikati ortaya çıkarma bahsiyle yakından uzaktan bir ilgisi olamaz. Bu mahkeme kendi iddia ettiği kurguyu gerçek kılmaktan bile yoksundur. Bu gerçeklikten yola çıkarak bu davanın tamamı içerisinde hakikate en yakın olan bizim arkadaşlarımızdır.''

ALP ALTINÖRS: ''BİZLER IŞİD'İN SOYKIRIM YAPAMAMASININ BEDELİNİ ÖDÜYORUZ''

Avukat Özgür Faik Erol'un duruşmanın ertelenmesi talebini Mahkeme reddetti. Ardından savunma yapan tutuklu sanık Alp Altınörs, "IŞİD Kobani'de kürtleri kesmeye geldi ve hem dünya hem de Türkiye halklarının dayanışmasıyla bu engellendi. Bizler IŞİD'in soykırımı yapamamasının bedelini ödüyoruz. Bizim etrafımıza siyasi iktidar ve onun ideolojik aygıtları tarafından buzdan bir duvar örüldü. Biz bu duvarı 'hohlayarak' azaltmaya çalıştık. Bu başından itibaren bir kumpas davasıdır. Son sözüme geçmeden önce bu davayla ilgili 5 temel hususu açıklamak istiyorum.

Bu bir tweet davasıdır. Suçlanan tweet bir şiddet unsuru içermediğine dair iki adet AİHM kararı vardır. Bizlerin her birimizin bu dosyada sanık olmamızın nedeni HDP MYK olmamız ve yasal siyasi faaliyetlerimizdir. Sokağa çağrı yapmak demokratik bir haktır. Bu dava HDP'nin kapatma davasının alt yapısını oluşturmak için yapılan bir adli tacizdir. 

''BİZLER HALKIMIZIN VE TARİHİN ÖNÜNDE ÇOKTAN BERAAT ETTİK''

Son sözümdür: Sözdür, söylenmiştir tarihin önündedir, çağrıdır yapılmıştır tolumun belleğidir. Sözümüzden dönmeyiz, çağrımızı inkardan gelmeyiz. Sözümüz sosyalizm, çağrımız halkların dayanışması içindir. Milyonların yazdığı bir tarihi yalancı tanıklarla, kumpas davalarla yeniden yazamazsınız. Bu davada bizim ilk ve son sözümüz aynıdır. Bizim çağrımız meşrudur bir soykırımı önlemek amaçlıdır. AİHM kararı ile bunlar tescil edilmiştir. Size düşen işe bu siyasi kumpas davasının kapağını kapatıp beraatle sonuçlandırmaktır. IŞİD'e karşı çağrı yapmak suç değildir tersine görevdir. Demokratik protesto çağrısı yapmak suç değildir. HDPye üye olmak ve MYK'sı olmak suç değildir. Bunların tümü Anayasa ile koruma altına alınan haklardır. Bizler halklarımızın ve tarihin önünde çoktan beraat ettik. Sizden de beraatimiz, beraatimizi, beraatimizi talep ediyorum.''

ALTAN TAN: ''HUKUKİ DEĞİL, SİYASİ DAVA''

Tutuksuz sanıklardan lAltan Tan da SEGBİS'le bağlanarak savunmasını yaptı. Tan,"Bu davanın hukuki değil, tamamen bir siyasi dava olduğu kanaatindeyim. Beni PKK üyesi olarak aslı astarı olmayan bir şekilde suçlandım. Yıllardır PKK'nin yürütmekte olduğu siyaset şekline karşı olduğum gibi, hükümetin Kürt sorununa yaklaşımını da yanlış bulmaktayım. Üçüncü bir yol demokratik bir çözümü hepimizin beklediğini anlatmaktayım. Türk-İslamcı çevrelerini bu tutum rahatsız etmektedir.  IŞİD'in protesto edilmesi kararında asla şiddet yoktu ve bu konuda da böyle bir çağrı yapılmadı. Beni Kürt sorununun çözümü ile ilgili Ankara'daki derin yapıların ve PKK'nın rahatsız olmasıyla ilgili yargılayabilirsiniz ancak bu suçlamalarla yargılayamazsınız.'' dedi.

''MAHKEMELER KÜRT SORUNUNA YÖNELİK VERECEKLERİ KARARLARLA ÇÖZÜMÜN YOLUNU AÇABİLİR''

Sanıklardan Can Memiş de ''Gördüğünüz gibi bir çoğunluk var. Farklı fikirlerimiz var. Silahlı fikirlerin güdümünde olmayacak bir kanaate varılabilir. Davanın en genç sanıklarından biriyim 21 yaşındayken soruşturma açıldı. 27 yaşında ağırlaştırılmış müebbet ile suçlandım. Tahliye kararıma Jandarma Genel Komutanlığı itiraz etti. Gerçekten ağır bir süreç oldu bugün de 30 yaşına geldim. Umuyorum genç nesiller böyle ağır, abuk sabuk iddiaların yer aldığı 19 bin yıl ile yargılandığı davalarla karşı karşıya kalmazlar. Adalete çok uzun zamandır inanmıyorum, umuyorum siz vereceğiniz kararla 18 tutuklunun tahliyesine karar verirsiniz. Mahkemeler Kürt sorununa yönelik verecekleri kararlarla çözümün yolunu açabilir. Beraatimi talep ediyorum'' savunmasını yaptı.

Diğer bir sanık Emine Beyza Üstün de savunmasında şunları kaydetti:

''Bu bir siyasi davaydı ve iddia makamı siyasetin gereğini yerine getirmeye devam etti. HDP’nin politik çizgisinin Türkiye siyasetinin ihtiyacı var. Bu dava hukuka, bilime, insanlığın bütün normlarına ve barışa aykırıdır. Hiçbir şuçlamayı kabul etmiyorum. Bütünüyle bir yaşam değiştiriliyor ve buna rağmen barışı önceleyen bir hatta politika yapmaya çalışıyoruz. Yargılanmak için bile uğraşıyoruz sistemle. Bize atılan hiçbr suçun gerçekliği yok. Sizin bugün vereceğiniz karar bu ülkenin demokratik yapısı için de verilecek bir karardır. Hukukun evrensel ilkesine bağlı kalacağınıza umarak bir karar vereceğinizi umuyorum. Yaşamın, düşüncenin özgürlüğü için beraatimi, bu asılsız suçları ortadan kaldıracak şekilde davanın sonlandırılmasını ve tüm tutuklu arkadaşlarımın serbest kalmasını talep ediyorum.''

Günay Kubilay da ''Ben son söze ilişkin bir şey söylemeyeceğim. Davanın başladığı ilk günden beri 3 satırlık çağrı için 300 sayfa savunma yaptım. Bu kadarının yeterli olacağını düşünüyorum.'' diyerek beraatini talep etti.

Tutuklu sanık İsmail Şengül ise ''Burada bulunmamızın en önemli nedeni HDP'de MYK'da görev almış olmamdır. HDP'li olmak bir suç istinadına konu edilmiştir. Söz konusu tweetin içeriğinde şiddete çağrı yapan herhangi bir şey yoktur. Fakat siyasetin bu dosyaya başından beri yaptığı müdahale, hatta bu dosya üzerinden ittifakların kurulduğu bir ortama biz şahit olduk. Bu dava siyasi bir davadır.'' diyerek beraatini ve tahliyesini talep etti.

Bakan Yumaklı: Ürkütücü boyutta Bakan Yumaklı: Ürkütücü boyutta

Duruşmaya saat 14.30'a kadar ara verildi.

DAVA HAKKINDA

Kobani Davası, 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde IŞİD’in Kobani’ye saldırmasının ardından birçok ilde yapılan protesto ve eylemler hakkında aralarında eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişi yargılanıyor.

Söz konusu 108 kişi 2014 yılındaki Kobani olaylarına ilişkin ''devletin bütünlüğünü bozma'' başta olmak üzere pek çok suçla yargılanıyor. Davanın iddianamesi, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 Ocak 2021’de kabul edildi. Davada yargılananlar hakkında 29 ayrı suçlamayla 38'er kez ''ağırlaştırılmış müebbet hapis'' cezası isteniyor. Demirtaş, 25 Aralık 2023 tarihinde yaptığı savunmasında ''Hakkımda somut tek bir delil yok, bu bir siyasi intikam davasıdır, hukuken tutuklanmadık, hepimiz siyasi rehineleriz'' diye konuşmuştu.

 

Kaynak: anka