(ANKARA) - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin BRİCS’e üye olup olmayacağına dair, “İlişkimiz var, görüşmelerimizi, müzakerelerimizi yapıyoruz BRİCS üyesi ülkelerle. Çünkü onlar da şu an bir evrim sürecindeler” açıklaması yaptı. Fidan devamında, “Biz AB ile olan ilişkilerimizin seyrinde bugünkü durumda olmasaydık, AB daha ileri adım atma konusunda irade koyabilseydi, sadece ulus üstü değil medeniyetler üstü bir yapı olma konusunda bir iradesi olsaydı aslında bizim buradaki belli konulara bakış açımız daha da değişebilirdi” ifadelerini kullandı. 

Dışişleri Bakanı Fidan, Habertürk kanalında katıldığı bir programda güncel gelişmeler ve dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fidan’ın değerlendirmelerinden öne çıkanlar şöyle: 

“Arayışlarımız devam etmek durumunda” 

(Türkiye BRİCS’e üye olacak mı?) BRİCS meselesine bakarken özellikle alternatif ekonomik platformların dünyada nasıl şekillendiğini, pazarların nasıl oluştuğunu çok yakından takip etmek durumundayız. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na üyeyiz, kurucu ülkeyiz. D-8'in kurucu ülkesiyiz. Buna benzer platformların yabancısı değiliz.  

İlişkimiz var, görüşmelerimizi, müzakerelerimizi yapıyoruz BRİCS üyesi ülkelerle. Çünkü onlar da şu an bir evrim sürecindeler. Kurumsallaşmış, her şey donmuş bundan sonra bu şekilde devam ediyoruz diyen bir yapı yok. Şu anda gümrük birliği veya ortak bir para birimi, serbest ticaret anlaşmalarının hayata geçirildiği bir yer değil.  

Bütün bu alternatif platformları, aslında bunları birbirine alternatif değil tamamlayıcı olarak görmek lazım, platformları ülkemizin lehine değerlendirme konusunda ciddi bir çalışmamız var.  

AB'de kural temelli bir işleyiş var. Sizin orada yükümlülükleriniz var. Başka bir yerde bu yükümlülükleri ilga etmeniz gereken bir alana girerseniz o alanı yönetmeniz gerekir. Bu biraz teknik bir konu. Ama biz AB ile olan ilişkilerimizin seyrinde bugünkü durumda olmasaydık, AB daha ileri adım atma konusunda irade koyabilseydi, sadece ulus üstü değil medeniyetler üstü bir yapı olma konusunda bir iradesi olsaydı aslında bizim buradaki belli konulara bakış açımız daha da değişebilirdi. Şu anda NATO'da askeri ittifak konusu var. Ekonomik ittifak alanı aynı şekilde somut hale gelmiş değil. Dolayısıyla bu arayışlarımız devam etmek durumunda. 

“Sayın Putin’in Türkiye ziyaretini bekliyoruz” 

(Putin’in Türkiye ziyareti) Sayın Putin'in Türkiye ziyaretini bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın davetleri olmuştu kendisine. Dolayısıyla Türkiye’ye gelmesi söz konusuydu. Ama onların bir seçim süreci oldu, daha sonra bizim seçim sürecimiz oldu. Önümüzdeki günlerde muhtemelen yine bu konular oturulur, konuşulur diye düşünüyorum. 

(NATO Zirvesi ve Türkiye’nin beklentileri) YPG konusunda 2,5 aktif üye var YPG konusunda problemli olduğumuz. ABD, İngiltere, biraz da Fransa. Amerika oradaki varlığını devam ettiriyor. Biz her düzlemde bu sıkıntıyı gündeme getiriyoruz. Bunun ittifakın ruhuna aykırı olduğu, Türkiye'nin böyle bir gerçeklikle yaşamayacağı konusunda mümkün olan en üst diplomasiyi devam ettiriyoruz.  

“Avrupa ülkeleri Türkiye ile ilişkilerinde aşırı sağ hep iktidardaymış gibi politika izliyorlar” 

(Avrupa Parlamentosu seçimleri sonuçları ve yükselen aşırı sağ) Aşırı sağın yükselişi kimin için ne ifade ediyor Avrupa'da? Avrupalılar da zaman zaman soruyor bunu. Ben diyorum ki; Avrupa ülkeleri, özellikle merkezi Avrupa ülkeleri zaten Türkiye ile olan ilişkilerinde aşırı sağ hep iktidardaymış gibi politika izliyorlar. Çünkü nasıl gerekçelendiriyorlar 2008’den itibaren? Biz Türkiye'yi aramıza alma pozisyonunda olursak alırsak burada aşırı sağ güçlenecek. Dolayısıyla aşırı sağ güçlenmesin diye Türkiye’ye ilişkin mesafeli politika uyguluyorlar. 

Türkiye ile olan ilişkileri her zaman için aşırı sağ iktidardaymış gibi oldu. Biz bazen diyoruz ki, kendileri gelseler de bari onlarla görüşsek. Geldiğimiz nokta o. Avrupa’nın yakın tarihine baktığımız zaman, Hitler'e karşı, faşistlere karşı savaş vererek inşa edilmiş bir Avrupa var ama şimdi o temellerinden tamamıyla tersine dönen bir Avrupa var.  

“Adaların Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılmasının ne Rum kesimine ne Yunanistan'a faydası olmaz” 

(İsrail’in Filistin saldırıları ve ateşkes müzakereleri) Netanyahu hükümeti liderliğindeki İsrail sisteminin Hamas'ı bahane ederek Filistin direniş hareketini tamamıyla yok etmek, yıllardır devam ettirdiği işgali meşrulaştırmak ve kurumsallaştırmak üzerine kurduğu politika var. 7 Ekim olaylarından sonra bunu kendi menfaatine çevirmek için sistemli bir savaş planı ortaya çıkardı ve bu savaş planını sonuna kadar uyguluyor. Avrupalı devletler ve ABD İsrail'in bu politikasını destekleme için çok şey yaptılar. 

Burada büyük bir yayılma tehdidi, tehlikesiyle karşı karşıyayız. İsrail'in soykırımı devam ettiği sürece bu risk devam edecek. Biz bunun altını daha önce de çiziyorduk. Şimdi de özellikle Lübnan'ın gündeme gelmesi, Lübnan'daki aktörlerin Kıbrıs Rum kesimini tehdit etmesi bu işin bir habercisi. Daha önce de Husilerin devreye girmesiyle Kızıldeniz’e bir yayılma söz konusu oldu. Suriye alanında devam eden belli operasyonlar, çatışmalar var. Şu anda bunlar düşük yoğunluklu giden çatışmaların büyük bir savaşa ve başka aktörleri de içine çekmesi söz konusu. Kıbrıs Rum yönetimiyle alakalı Avrupalı aktörleri ve bölgesel aktörleri baştan beri uyarıyoruz. Buranın operasyon merkezi haline dönmüş olması. İsrail’in başlattığı ilk operasyonlardan sonra Güney Kıbrıs Rum kesiminin özellikle Gazze'ye yönelik operasyonlarda belli ülkelerin kullandığı bir üs olmasını istihbaratlarda sürekli görüyoruz.  

İpsala’da motosiklet hırsızları yakalandı İpsala’da motosiklet hırsızları yakalandı

Adaların Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olması ne Rum kesimine ne Yunanistan'a faydası olmaz. Bizim tavsiyemiz buralarda uzak durması. Çünkü Orta Doğu’daki devam eden savaşlara bu şekilde müdahil olup, taraf olduğunuz zaman o ateş gelir sizi de bulur. Zaten biz de aynı coğrafyadayız, gelir bizi de bulur. 

“ByLock’un deşifre edilmesi FETÖ ile mücadelede dönüm noktası” 

(FETÖ) ByLock'un deşifre edilmesi FETÖ ile mücadelede dönüm noktası. ByLock’un deşifre edilmesiyle FETÖ bir hayalet örgüt olmaktan çıktı. O zamana kadar etrafta ona FETÖ’cü, buna FETÖ’CÜ... Çünkü bu FETÖ örgütü mensupları bir istihbarat servisi gibi herkesin bir FETÖ’ye aidiyeti var bir de toplumda adapte ettikleri, yüzlerine taktıkları bir maske var.” 

Kaynak: anka